Kaside Hakkında
Celcelüye Kasidesi, Hz. Ali (ra) tarafından yazılmış kutsal bir dua ve kasidedir. Bu kaside, Allah'ın mukaddes isimlerini zikredip O'ndan yardım dilemek, kalbi temizlemek ve manevi nurlar elde etmek amacıyla yazılmıştır.
Kaside, özellikle Allah'ın esma-ül hüsna'sını zikredip O'ndan rahmet ve hidayet talebinde bulunur. Hz. Ali'nin (ra) derin tasavvufi bilgisi ve Allah'a olan yakınlığının bir yansımasıdır. Bu dua, sıkıntılarda okunduğunda ve samimi bir kalple yapıldığında büyük manevi faydalar sağlar.
Kaside Metni
Tam Metin: Hz. Ali (ra) tarafından yazılan Celcelüye Kasidesi'nin tamamı 102 beyitten oluşur.
Aşağıda tüm beyitler Arapça orijinal, okunuş ve Türkçe anlamlarıyla sunulmuştur.
1-10. Beyitler (Giriş)
1
بَدَأْتُ بِبِسْمِ اللهِ رُوحِى بِهِ اهْتَدَتْ
اِلٰى كَشْفِ اَسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْ
اِلٰى كَشْفِ اَسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْ
Okunuşu: Bede'tu bi bismillahi rûĥî bihih tedet / İlâ keşfi esrârin bi bâŧınihin ŧavet
Anlamı: Sırların hazinesi olan bismillah ile başlarım. Onun ile o hazineyi keşfederim.
2
وَصَلَّيْتُ بِالثَّانِي عَلٰى خَيْرِ خَلْقِهِ
مُحَمَّدٍ مَنْ زَاحَ الضَّلَالَةَ وَالْغَلَتْ
مُحَمَّدٍ مَنْ زَاحَ الضَّلَالَةَ وَالْغَلَتْ
Okunuşu: Ve śalleytu biš šânî álâ ħayri ħalqıhî / Muĥammedin men zâĥađ đalâlete vel ğalet
Anlamı: Ardından mahlukatın en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı Muhammed'e salat getiririm.
3
إِلٰهِي لَقَدْ اَقْسَمْتُ بِاسْمِكَ دَاعِياً
بِاٰجٍ وَمَاهُوجٍ جَلَتْ فَتَجَلْجَلَتْ
بِاٰجٍ وَمَاهُوجٍ جَلَتْ فَتَجَلْجَلَتْ
Okunuşu: İlâhî leqad aqsemtu bismike dâíyâ(n) / Bi âcin ve mâhûcin celet fete celcelet
Anlamı: İlahi! Kusursuz olan Allah, Ehad, Bedi' ve Kadir isimlerini şefaatçi kılıp niyazla senden istiyorum.
4
سَئَلْتُكَ بِاْلاِسْمِ الْمُعَظَّمِ قَدْرُهُ
وَيَسِّرْ اُمُورِي يَٓا إِلٰهِي بِصَلْمَهَتْ
وَيَسِّرْ اُمُورِي يَٓا إِلٰهِي بِصَلْمَهَتْ
Okunuşu: Seeltuke bil ismil muáźźami qadruhu / Ve yessir umûrî yâ ilâhî bi śalmehet
Anlamı: Kadri muazzam olan isminin hürmetine senden niyaz ediyorum, Yâ ilahi işlerimi kolaylaştır.
5
وَيَا حَىُّ يَا قَيُّومُ اَدْعُوكَ رَاجِياً
بِاٰجٍ اَيُوجٍ جَلْجَلِيُّوتٍ هَلْهَلَتْ
بِاٰجٍ اَيُوجٍ جَلْجَلِيُّوتٍ هَلْهَلَتْ
Okunuşu: Ve yâ ĥayyû yâ qayyûmu ed'úke râciyâ(n) / Bi âcin eyûcin celceliyyûtin helhelet
Anlamı: Yâ Hayy Yâ Kayyum! Allah Ehad, Bedi' ve Bâsıt isimlerini şefaatçi kılarak sana yalvarıyorum.
6
بِصَمْصَامٍ طَمْطَامٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ
بِمِحْرَاشِ مِهْرَاشٍ بِهِ النَّارُ اُخْمِدَتْ
بِمِحْرَاشِ مِهْرَاشٍ بِهِ النَّارُ اُخْمِدَتْ
Okunuşu: Bi śamśâmin ŧamŧâmin veyâ ħayra bâziħin / Bimiĥrâši mihrâşin bihin nâru uħmidet
Anlamı: Ey yaratmanın en yükseğinde bulunan, Sabit ve Cebbar isimlerinin hakkı, uyumaz sıfatın ve ateşleri söndüren Halim isminin hurmetine!
7
بِاٰجٍ اٰهُوجٍ يَٓا إِلٰهِي مُهَوِّجٍ
وَيَا جَلْجَلُوتٍ بِاْلاِجَابَةِ هَلْهَلَتْ
وَيَا جَلْجَلُوتٍ بِاْلاِجَابَةِ هَلْهَلَتْ
Okunuşu: Bi âcin ehûcin yâ ilahî muhevvicin / Veyâ celcelûtin bîl icâbeti helhelet
Anlamı: Ey çabuk imdada koşan Rabbim! Allah, Ehad isimlerinin ve dualara süratle cevap veren Bedi' ismin hurmetine sana yalvarıyorum.
8
لِتُحْيِى حَيَاةَ الْقَلْبِ مِنْ دَنَسٍ بِهِ
بِقَيُّومٍ قَامَ السِّرُّ فِيهِ وَ اَشْرَقَتْ
بِقَيُّومٍ قَامَ السِّرُّ فِيهِ وَ اَشْرَقَتْ
Okunuşu: Li tuĥyî ĥayâtel qalbi min denesin bih(î) / Bi qayyûmin qâmes sirru fîhi ve eşraqat
Anlamı: Kayyum ismin hurmetine, kalbimi kirlerinden temizleyerek ihya et. Ona senin sırrın yerleşip ışık saçsın.
9
عَلَىَّ ضِيَٓاءٌ مِنْ بَوَارِقِ نُورِهِ
فَلَاحَ عَلٰى وَجْهِى سَنَٓاءٌ وَ اَبْرَقَتْ
فَلَاحَ عَلٰى وَجْهِى سَنَٓاءٌ وَ اَبْرَقَتْ
Okunuşu: Áleyye điyâun min bevâriqi nûrihî / Felâĥa álâ vechî senâun ve ebraqat
Anlamı: O sırrın nurunun parıltılarından üzerimde bir aydınlık bulunsun. Böylece yüzümde bir ışık zuhur edip parlasın.
10
وَصُبَّ عَلٰى قَلْبِى شَأٰبِيبُ رَحْمَةٍ
بِحِكْمَةِ مَوْلَانَا الْكَرِيمِ فَاَنْطَقَتْ
بِحِكْمَةِ مَوْلَانَا الْكَرِيمِ فَاَنْطَقَتْ
Okunuşu: Ve śubbe álâ qalbî şeâbîbu raĥmetin / Bi ĥikmeti mevlânâl kerîmi fe enŧaqat
Anlamı: Kalbime rahmet sağanakları dökülsün de onu kerim olan mevlamızın hikmet incileriyle dile getirsin.
11-20. Beyitler (Devam)
11
اَحَاطَتْ بِىَ الْاَنْوَارُ مِنْ كُلِّ جَانِبٍ
وَهَيْبَةُ مَوْلَانَا الْعَظِيمِ بِنَا عَلَتْ
وَهَيْبَةُ مَوْلَانَا الْعَظِيمِ بِنَا عَلَتْ
Okunuşu: Eĥaŧat biyel envâru min kulli cânibin / Ve heybetu mevlânal áźîmi binâ álet
Anlamı: Her yandan beni nurlar kuşatsın da büyük mevlamızın heybeti bizi kaplasın
12
فَسُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ يَا خَيْرَ خَالِقٍ
وَيَا خَيْرَ خَلَّا قٍ وَاَكْرَمَ مَنْ بَعَتْ
وَيَا خَيْرَ خَلَّا قٍ وَاَكْرَمَ مَنْ بَعَتْ
Okunuşu: Fe subĥanekellahumme yâ ħayra ħâliqin / Ve yâ ħayra ħallâqin ve ekrame men beát
Anlamı: Seni tesbih ederim, ey yaratma ve yoktan varetme mertebesinin en yükseğinde bulunan ve ölüleri en kerimane dirilten Allahım!
13
فَبَلِّغَنِي قَصْدِى وَكُلَّ مَأٰرِبِي
بِحَقِّ حُرُوفٍ بِالْهَجَٓاءِ تَجَمَّعَتْ
بِحَقِّ حُرُوفٍ بِالْهَجَٓاءِ تَجَمَّعَتْ
Okunuşu: Fe belliğnî qaśdî ve kulle meâribî / Bi ĥaqqi ĥurûfin bil hicâi tecemmeát
Anlamı: Bir araya getirilmiş heca harflerinin hakkı için beni maksadıma ve her türlü ihtiyaçlarıma erdir.
14
بِسِرِّ حُرُوفٍ اُودِعَتْ فِى عَزِيمَتِى
بِنُورِ سَنَٓاءِ اْلاِسْمِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ
بِنُورِ سَنَٓاءِ اْلاِسْمِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ
Okunuşu: Bi sirri ĥurûfin ûdiát fî ázîmetî / Bi nûri senâil ismi ver rûĥi qad álet
Anlamı: Yüce ismi azamın ve Kuranın her tarafı kuşatan nuruyla irademe yerleştirilen harflerin sırrı hürmetine
15
أَفِضْ لِى مِنَ الْاَنْوَارِ فَيْضَةَ مُشْرِقٍ
عَلَىَّ وَأَحْىِ مَيْتَ قَلْبِى بِطَيْطَغَتْ
عَلَىَّ وَأَحْىِ مَيْتَ قَلْبِى بِطَيْطَغَتْ
Okunuşu: Efiđ lî minel envâri feyđate muşriqin / Áleyye ve eĥyî meyte qalbî bi ŧayŧağat
Anlamı: Nurlardan üzerime ışık saçacak bir feyiz akıt ve ismi Hakîminle kalbimin cansızlığını ihya eyle.
16
اَلَا وَاَلْبِسَنِي هَيْبَةً وَجَلاٰلَةً
وَكُفَّ يَدَ الْاَعْدَٓاءِ عَنِّى بِعَلْمَهَتْ
وَكُفَّ يَدَ الْاَعْدَٓاءِ عَنِّى بِعَلْمَهَتْ
Okunuşu: Elâ ve elbisennî heybeten ve celâleten / Ve kuffe yedel á’dâi annî bi ğalmehet
Anlamı: Ne olur ismi Cebbarinle bana bir heybet ve celal giydir ve düşmanlarımın ellerini benden çektir.
17
اَلَا وَاحْجُبَن۪ى مِنْ عَدُوٍّ وَحَاسِدٍ
بِحَقِّ شَمَاخٍ اَشْمَخٍ سَلَّمَتْ سَمَتْ
بِحَقِّ شَمَاخٍ اَشْمَخٍ سَلَّمَتْ سَمَتْ
Okunuşu: Elâ vaĥcubennî min áduvvin ve ĥâsidin / Bi ĥaqqi şemâħin eşmeħin sellemet semet
Anlamı: Kadri yüce, Selam, Aziz ve Celil isimlerinin hürmetine beni her türlü düşman ve hasetçiden koru
18
بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَشَرَ نْطَخٍ
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتٍ بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتٍ بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ
Okunuşu: Bi nûri celâlin bâziħin ve şerânŧaħin / Bi quddûsi berkûtin bihiź źulmetun celet
Anlamı: Bunu Celal, Rauf, Münezzeh, Kuddus ve kendisiyle karanlıkların dağıldığı Rahim isimlerinin nuruyla lütfet.
19
اَلَا وَاقْضِ يَا رَبَّاهُ بِالنُّورِ حَاجَتِى
بِنُورِ اَشْمَخٍ جَلْيًا سَرِيعاً قَدِ انْقَضَتْ
بِنُورِ اَشْمَخٍ جَلْيًا سَرِيعاً قَدِ انْقَضَتْ
Okunuşu: Elâ veqđi yâ Rabbâhu bin nûri ĥâceti / Bi nûri eşmeħin celyâ serîán qadin qađat
Anlamı: Ey Rabbim, o nur ile ihtiyaçlarımı gider. Selam ve Hayy isminle hacetimi süratle yerine getir.
20
بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ نَمُوهٍ اَصَالِيًا
وَيَا عَالِيًا يَسِّرْ أُمُورِي بِصَيْصَلَتْ
وَيَا عَالِيًا يَسِّرْ أُمُورِي بِصَيْصَلَتْ
Okunuşu: Bi yâhin ve yâyûhin nemûhin eśaliyâ(n) / Ve yâ áliyân yessir umûrî bi śayśalet
Anlamı: Mabud, Hu, Samed ve Şehid isimlerinin hürmetine ey Yüce! Kafi isminle işlerimi kolaylaştır.
21-30. Beyitler (Devam)
21
وَاَمْنِحَنِي يَا ذَا الْجَلَالِ كَرَامَةً
بِاَسْرَارِ عِلْمٍ يَا حَلِيمُ بِكَ انْجَلَتْ
بِاَسْرَارِ عِلْمٍ يَا حَلِيمُ بِكَ انْجَلَتْ
Okunuşu: Ve em neĥnî yâ žel celâli kerâmeten / Bi esrâri ílmin yâ ĥalimu biken celet
Anlamı: Ey celal sahibi ve ey Halim! Senin yardımınla açılacak bir ilmin sırlarıyla bana bir ikram lütfeyle.
22
وَخَلِّصَنِي مِنْ كُلِّ هَوْلٍ وَشِدَّةٍ
بِنَصِّ حَكِيمٍ قَاطِعِ السِّرِّ اَسْبَلَتْ
بِنَصِّ حَكِيمٍ قَاطِعِ السِّرِّ اَسْبَلَتْ
Okunuşu: Ve ħalliśnî min kulli hevlin ve şiddetin / Bi neśśi ĥakîmin qâŧıís sirri esbelet
Anlamı: Sırları kesin ve inkişaf etmiş Kuranı Hakimin nurani ve açık ifadeleriyle beni her türlü korku ve sıkıntıdan kurtar.
23
وَاَحْرِسَنِي يَا ذَا الْجَلَالِ بِكَافِ كُن
اَيَا جَابِرَ الْقَلْبِ الْكَسِيرِ مِنَ الْخَبَتْ
اَيَا جَابِرَ الْقَلْبِ الْكَسِيرِ مِنَ الْخَبَتْ
Okunuşu: Ve eĥrisnî yâ žel celâli bi kâfi kun / E yâ câbiral qalbil kesîri minel ħabet
Anlamı: Ey celal sahibi ve ey kırık gönülleri üzüntüden kurtarıp saran. Kün’ün Kefi hürmetine beni koru.
24
وَسَلِّمْ بِبَحْرٍ وَاَعْطِنِي خَيْرَ بَرِّهَا
فَاَنْتَ مَلَاذِى وَالْكُرُوبُ بِكَ انْجَلَتْ
فَاَنْتَ مَلَاذِى وَالْكُرُوبُ بِكَ انْجَلَتْ
Okunuşu: Ve sellim bi baĥrin ve é’ŧinî ħayra berrihâ / Fe ente melâžî vel kurûbu biken celet
Anlamı: Tehlikeler deryasında beni güvende kıl ve hayırlı bir sahiline çıkmayı nasib eyle. Sensin benim sığınağım. Sıkıntılar ancak seninle ortadan kalkar.
25
وَصُبَّ عَلَىَّ الرِّزْقَ صَبَّةَ رَحْمَةٍ
فَاَنْتَ رَجَٓاءُ الْعَالَمِينَ وَلَوْ طَغَتْ
فَاَنْتَ رَجَٓاءُ الْعَالَمِينَ وَلَوْ طَغَتْ
Okunuşu: Ve śubbe áleyyer rizqa śabbete raĥmetin / Fe ente recâul álemîne velev ŧağet
Anlamı: Rahmet olan yağmurun sağnağı gibi üzerime rızık yağdır. Her ne kadar günahta aşırı gitseler de alemlerin ümidi yalnız sensin.
26
وَاَصْمِمْ وَاَبْكِمْ ثُمَّ اَعْمِ عَدُوَّنَا
وَاَخْرِسْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِحَوْسَمَتْ
وَاَخْرِسْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِحَوْسَمَتْ
Okunuşu: Ve eśmim ve ebkim šumme é’mi áduvvenâ / Ve eħrishum yâ žel celâli bi ĥavsemet
Anlamı: Ey celal sahibi! Basir isminin hürmetine düşmanlarımızı sağır dilsiz, kör ve konuşamaz eyle.
27
وَفِى حَوْسَمٍ مَعْ دَوْسَمٍ وَبَرَاسِمٍ
تَحَصَّنْتُ بِاْلاِسْمِ الْعَظِيمِ مِنَ الْغَلَتْ
تَحَصَّنْتُ بِاْلاِسْمِ الْعَظِيمِ مِنَ الْغَلَتْ
Okunuşu: Ve fî ĥavsemin meá devsemin ve berâsemin / Teĥaśśantu bil ismil áźîmi minel ğalet
Anlamı: Alim ve Ğani isimlerinle beraber Sabur isminin kalasına sığınarak yanlışlıktan korunurum.
28
وَاعْطِفْ قُلُوبَ الْعَالَمِينَ بِاَسْرِهَا
عَلَىَّ وَاَلْبِسَنِّى قَبُولاً بِشَلْمَهَتْ
عَلَىَّ وَاَلْبِسَنِّى قَبُولاً بِشَلْمَهَتْ
Okunuşu: Ve é’ŧif qulûbel álemîne bi esrihâ / Áleyye ve elbisennî qabûlen bi şelmehet
Anlamı: Baştan başa bütün mahlukatın gönüllerini bana lütufla çevir ve Fettah isminle bana makbuliyet elbisesi giydir.
29
وَكُفَّ جَمِيعَ الْمُضِرِّينَ كَيْدَهُمْ
عَنِّى وَعَنْ طَلَبَةِ رِسَٓائِلِ النُّورِ بِاَقْسَامِكَ حَتْماً وَمَا حَوَتْ
عَنِّى وَعَنْ طَلَبَةِ رِسَٓائِلِ النُّورِ بِاَقْسَامِكَ حَتْماً وَمَا حَوَتْ
Okunuşu: Ve kuffe cemîál muđirrîne keydehum ánnî ve án talabeti risâilinn nûri bi eqsâmike ĥatmên ve mâ ĥavet
Anlamı: Kesin yeminlerin muhtevaları hürmetine, bütün zararlıların tuzaklarını benden ve Risale-i Nur talebelerinden defet.
30
وَيَسِّرْ اُمُورِي يَٓا اِلهِٰى وَأَعْطِنِي
مِنَ الْعِزِّ وَالْعُلْيَا بِشَمْخٍ وَاَشْمَخَتْ
مِنَ الْعِزِّ وَالْعُلْيَا بِشَمْخٍ وَاَشْمَخَتْ
Okunuşu: Ve yessir umûrî yâ ilâhî ve eá’ŧinâ / Minel ízzi vel úlyâ bi şemħin ve eşmeħat
Anlamı: Yâ ilahi! Selam ismin hürmetine işlerimizi kolaylaştır ve bize izzet ve yücelik ver.
31-40. Beyitler (Devam)
31
وَاَسْبِلْ عَلَيْنَا السِّتْرَ وَاشْفِ قُلُوبَنَا
فَاَنْتَ شِفَاءٌ لِلْقُلُوبِ مِنَ الْغَثَتْ
فَاَنْتَ شِفَاءٌ لِلْقُلُوبِ مِنَ الْغَثَتْ
Okunuşu: Ve esbil áleynâs setra veşfi qulûbenâ / Fe ente şifâun lil qulûbi minel ğašet
Anlamı: Üzerimize af örtüsünü ger ve kalplerimize şifa ver. Kalpleri temizleyip şifaya kavuşturan yalnız sensin.
32
وَبَارِكْ لَنَا اللّٰهُمَّ فِى جَمْعِ كَسْبِنَا
وَحُلَّ عُقُودَ الْعُسْرِ بِيَايُوهٍ اِرْتَخَتْ
وَحُلَّ عُقُودَ الْعُسْرِ بِيَايُوهٍ اِرْتَخَتْ
Okunuşu: Ve bârik lenallâhumme fî cemîí kesbinâ / Ve ĥulle úqûdel úsri bi yâyûhin irteħat
Anlamı: Allahım hu ismin hürmetine bütün rızkımızda bize bereket ihsan eyle ve güçlük düğümlerini çöz de rahatlayalım.
33
بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ
وَيَا مَنْ لَنَا الْاَرْزَاقُ مِنْ جُودِهِ نَمَتْ
وَيَا مَنْ لَنَا الْاَرْزَاقُ مِنْ جُودِهِ نَمَتْ
Okunuşu: Bi yâhin ve yâyûhin ve yâ ħayra bâziħin / Ve yâ men lenâl erzâqu min cûdihî nemet
Anlamı: Ey gerçek mabud yâ Hu ve Yâ hayrel halikin! Ve ey bizim için rızıklar onun cömertliğinden coşup gelen.
34
نَرُدُّ بِكَ الْاَعْدَٓاءَ مِنْ كُلِّ وِجْهَةٍ
وَبِاْلاِسْمِ تَرْمِيهِمْ مِنَ الْبُعْدِ بِالشَّتَتْ
وَبِاْلاِسْمِ تَرْمِيهِمْ مِنَ الْبُعْدِ بِالشَّتَتْ
Okunuşu: Neruddu bikel é’dâe min kulli vichetin / Ve bil ismi termîhim minel bú’di biş şetet
Anlamı: Her yönden gelen düşmanı senin yardımınla def ederiz. Sen de isminle onlara uzaktan atar ve onları dağıtırsın.
35
وَاخْذُلْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِفَضْلِ مَنْ
اِلَيْهِ سَعَتْ ضَبُّ الْفَلَاةِ وَقَدْ شَكَتْ
اِلَيْهِ سَعَتْ ضَبُّ الْفَلَاةِ وَقَدْ شَكَتْ
Okunuşu: Ve eħžilhum yâ žel celâli bi fađli men / İleyhi seát đabbul felâti ve qad şeket
Anlamı: Ey Celal sahibi! Çöl kelerinin yanına koşarak gelip şikayetini arzettiği zatın hürmetine onları yüzüstü ve yardımsız terket.
36
فَاَنْتَ رَجَٓائِى يَٓا اِلٰهِى وَسَيِّدِى
فَفُلَّ لَمِيمَ الْجَيْشِ اِنْ رَامَ بِى عَبَتْ
فَفُلَّ لَمِيمَ الْجَيْشِ اِنْ رَامَ بِى عَبَتْ
Okunuşu: Fe ente recâî yâ ilâhî ve seyyidî / Fe fulle lemîmel ceyşi in râme bî ábet
Anlamı: Yâ ilahi benim ümidim ve seyyidim yalnız sensin. Beni tahkir etmek isteyen ordunun düzenini dağıt.
37
وَكُفَّ جَمِيعَ الْمُضِرِّينَ كَيْدَهُمْ
وعَنِّى بِاَقْسَامِكَ حَتْماً وَمَا حَوَتْ
وعَنِّى بِاَقْسَامِكَ حَتْماً وَمَا حَوَتْ
Okunuşu: Ve kuffe cemîál muđirrîne keydehum / Ve ánnî bi eqsâmike ĥatmên ve mâ ĥavet
Anlamı: Kesin yeminlerin muhtevaları hürmetine, bütün zararlıların tuzaklarını benden defet.
38
فَيَا خَيْرَ مَسْؤُلٍ وَاَكْرَمَ مَنْ اَعْطٰى
وَيَا خَيْرَ مَأْمُولٍ اِلٰى اُمَّةٍ خَلَتْ
وَيَا خَيْرَ مَأْمُولٍ اِلٰى اُمَّةٍ خَلَتْ
Okunuşu: Fe yâ ħayra mes’ûlin ve ekreme men áŧâ / Ve yâ ħayra me’mûlin ilâ ummetin ħalet
Anlamı: Ey eski ümmetlerden beri kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı, ihsanda bulunanların en kerimi ve ümit kapılarının en değerlisi.
39
اَقِدْ كَوْكَبِى بِاْلاِسْمِ نُوراً وَبَهْجَةً
مَدَى الدَّهْرِ والْاََيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ
مَدَى الدَّهْرِ والْاََيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ
Okunuşu: Eqid kevkebî bil ismi nûrân ve behceten / Medâd dehri vel eyyâmi yâ nûru celcelet
Anlamı: Ey gizliliklere ismiyle nüfuz eden Nur! Isminle yıldızımı çağlar ve asırlar boyu nurlu kıl ve parlamaya devam ettir!
40
بِاٰجٍ أَهُوجٍ جَلْمَهُوجٍ جَلَالَةٍ
جَلِيلٍ جَلْجَلَيُّوتٍ جَمَاهٍ تَمَهْرَجَتْ
جَلِيلٍ جَلْجَلَيُّوتٍ جَمَاهٍ تَمَهْرَجَتْ
Okunuşu: Bi âcin ehûcin celmehûcin celâletin / Celîlin celcel(eyy)ûtin cemâhin temehracet
Anlamı: Ey Ehad, Bedi,Aziz ve Celil olan Allah’ım Sen’in bütün güzel isimlerin sonsuz haşmet ve azametiyle sürekli parlamaktadır.
41-50. Beyitler (Devam)
41
بِتَعْدَادِ اَبْرُومٍ وَسِمْرَازِ اَبْرَمٍ
وَبَهْرَتِ تِبْرِيزٍ وَاُمٍّ تَبَرَّكَتْ
وَبَهْرَتِ تِبْرِيزٍ وَاُمٍّ تَبَرَّكَتْ
Okunuşu: Bi té’dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin / Ve behrati tibrîzin ve ummin tebarraket
Anlamı: Ey Evvel ve Ahir olan Allah’ım bütün mahlukatın arzu ve ihtiyaçlarına cevap veren güzel isimlerini anarak onların bereketine sığınıyorum.
42
تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرّاً بَيَانَةً
تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرّاً تَنَوَّرَتْ
تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرّاً تَنَوَّرَتْ
Okunuşu: Tuqâdu sirâcun nûri sırrân beyâneten / Tuqâdu sirâcus surci sirrân tenevveret
Anlamı: Nurun kandili gizli fakat açık bir biçimde tutuşturulur. Kandiller kandili gizli olarak nurlanır.
43
بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَشَرَ نْطَخٍ
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتٍ بِهِ النَّارُ اُخْمِدَتْ
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتٍ بِهِ النَّارُ اُخْمِدَتْ
Okunuşu: Bi nûri celâlin bâziħin ve şerânŧaħin / Bi quddûsi berkûtin bihin nâru uħmidet
Anlamı: İzzet, azamet, celal ve kibriya sahibi münezzeh ve mukaddes olan zatı rahimin nuruyla küfrün ateşi söndürülür.
44
بِيَاهٍ وَيَا يُوهٍ نُمُوهٍ اَصَالِيًا
بِطَمْطَامِ مِهْرَاشٍ لِنَارِ الْعِدَا سَمَتْ
بِطَمْطَامِ مِهْرَاشٍ لِنَارِ الْعِدَا سَمَتْ
Okunuşu: Bi yâhin ve yâyûhin nemûhin eśâliyâ(n) / Bi ŧamŧâmi mihrâşin li nâril ídâ semet
Anlamı: Mabudu bil hak, Hu, Samed, Zul Batş Cebbar ve Halim olan zatın yardımıyla düşmanlarının ateşini bastıracak.
45
بِهَالٍ اَهِيلٍ شَلْعٍ شَلْعُوبٍ شَالِعٍ
طَهِىٍّ طَهُوبٍ طَيْطَهُوبٍ طَيَطَّهَتْ
طَهِىٍّ طَهُوبٍ طَيْطَهُوبٍ طَيَطَّهَتْ
Okunuşu: Bi hâlin ehîlin şel’ín şel’úbin şâliín / Ŧahiyyin ŧahûbin ŧayŧahûbin ŧayaŧŧahet
Anlamı: Gerçek Ma’bud, Hak olan ve hakkı gerçekleştiren Cemil, Vedud ve Mucib olan zatın yardımıyla insanlara kendini sevdirecektir.
46
اَنُوخٍ بِيَمْلُوخٍ وَاَبْرُوخٍ أُقْسِمَتْ
بِتَمْلِيخِ اٰيَاتٍ شَمُوخٍ تَشَمَّخَتْ
بِتَمْلِيخِ اٰيَاتٍ شَمُوخٍ تَشَمَّخَتْ
Okunuşu: Enûħin bi yemlûħin ve ebrûħin uqsimet / Bi temlîħi(n) âyâtin şemûħin teşemmeħat
Anlamı: Ey Kayyum ve Vekil olan ve bütün ayetlerinin hikmetlerini yalnız kendisi bilen Allah’ım Hannan isminin hürmetine dualarımızı kabul et
47
اَبَازِيخَ بَيْذُوخٍ وَذَيْمُوخٍ بَعْدَهَا
خَمَارُوخٍ يَشْرُوخٍ بِشَرْخٍ تَشَمَّخَتْ
خَمَارُوخٍ يَشْرُوخٍ بِشَرْخٍ تَشَمَّخَتْ
Okunuşu: Ebâžîħa beyžûħin ve žeymûħin bá’dehâ / Ħamârûħin yeşrûħin bi şerħin teşemmeħat
Anlamı: Ey bütün sırlara vakıf olan Allah’ım Mübdi ve Müid isimlerinin hürmetine bize şefkat ve merhametinle muamele et
48
بِبَلْخٍ وَسِمْيَانٍ وَبَAZÛXٍ بَعْدَهَا
بِذَيْمُوخٍ اَشْمُوخٍ بِهِ الْكَوْنُ عُمِّرَتْ
بِذَيْمُوخٍ اَشْمُوخٍ بِهِ الْكَوْنُ عُمِّرَتْ
Okunuşu: Bibelħin ve simyânin ve bêzûħin bá’dehâ / Bi žeymûħin eşmûħin bihil kevnu úmmirat
Anlamı: Her hak sahibinin hakkını layıkıyla veren, her varlığın ihtiyacını adaletle gideren Adl. Ve haklıyı haksızdan ayıran, hüküm sahibi Hakem isimlerinin tecellisiyle dünya tahripten kurtulur ve tamir edilir
49
بِشَلْمَخَتٍ اِقْبَلْ دُعَٓائِى وَكُنْ مَعِى
وَكُنْ لِى مِنَ الْاَعْدَٓاءِ حَسْبِى فَقَدْ بَغَتْ
وَكُنْ لِى مِنَ الْاَعْدَٓاءِ حَسْبِى فَقَدْ بَغَتْ
Okunuşu: Bi şelmeħatin iqbal duáî ve kun meí / Ve kun lî minel é’dâi ĥasbî fe qad beğat
Anlamı: Hak isminin hürmetine duamı kabul et, benim yanımda ol, düşmanlarıma karşı bana kafi gel. Çünkü artık onlar çok ileri gittiler.
50
فَيَا شَمْخَثَا يَا شَمْخَثَا اَنْتَ شَمْلَخَا
وَيَا عَيْطَلَا هَطْلُ الرِّيَاحِ تَخَلْخَلَتْ
وَيَا عَيْطَلَا هَطْلُ الرِّيَاحِ تَخَلْخَلَتْ
Okunuşu: Fe yâ şemħašâ yâ şemħašâ ente şemleħâ / Ve yâ áyŧalâ heŧlur riyâĥi teħalħalet
Anlamı: Ey Rab, ey Rahman! sen hak ma’budsun. Ey kuvvetli yardımcım! Şiddetli fırtınalar peşpeşe kopmaktadır.
51-60. Beyitler (Devam)
51
بِكَ الْحَوْلُ وَالصَّوْلُ الشَّدِيدُ لِمَنْ اَتٰى
لِبَابِ جَنَابِكَ وَالْتَجٰى ظُلْمَةُ انْجَلَتْ
لِبَابِ جَنَابِكَ وَالْتَجٰى ظُلْمَةُ انْجَلَتْ
Okunuşu: Bikel ĥavlu veś śavluş şedîdu limen etâ / Li bâbi cenâbike vel tecâ źulmetun celet
Anlamı: Korunmak ve düşmana şiddetli hücum gerçekleştirmek ancak senin yardımınladır. Senin yüce kapına sığınanın karanlığı dağılır.
52
بِطٰهٰ وَيَاسِينَ وَطَاسِينَ كُنْ لَنَا
بِطَاسِينَ مِيمٍ لِلسَّعَادَةِ اَقْبَلَتْ
بِطَاسِينَ مِيمٍ لِلسَّعَادَةِ اَقْبَلَتْ
Okunuşu: Bi ŧâ hâ ve yâ sîn ve ŧâ sîn kun lenâ / Bi ŧâ sîn ve mîmin lis seádeti iqbelet
Anlamı: Tâhâ, Yâsin, Tâsîn (Neml), ve Tâsîn-mîm (Kasas) ile bize yönelip gelen bir saadete ermek için bizim yardımcımız ol.
53
وَكَافٍ وَهَايَٓاءٍ وَعَيْنٍ وَصَادِهَا
كِفَايَتُنَا مِنْ كُلِّ عَيْنٍ بِنَا حَوَتْ
كِفَايَتُنَا مِنْ كُلِّ عَيْنٍ بِنَا حَوَتْ
Okunuşu: Ve kâfin ve hâ yâ in ve áynin ve śâdihâ / Kifâyetunâ min kulli áynin binâ ĥavet
Anlamı: Kaf ha yâ ayn sad (Meryem) ile, bizi dört bir yandan kuşatan kem gözlere karşı korunuruz ve bu bize yeter.
54
بِحَامِيمَ عَيْنٍ ثُمَّ سِينٍ وَقَافِهَا
حِمَايَتُنَا مِنْ كُلِّ سُٓوءٍ بِشَلْمَهَتْ
حِمَايَتُنَا مِنْ كُلِّ سُٓوءٍ بِشَلْمَهَتْ
Okunuşu: Bi ĥâ mîme áynin šumme sînin ve qâfihâ / Ĥimâyetuna min kulli sûin bi şelmehet
Anlamı: Ha mim ayn sin kaf (Şura) tüm kötülüklerden bizi koruyan sığınağımız olsun.
55
بِقَAFٍ وَنُونٍ ثُمَّ حَامِيمٍ بَعْدَهَا
وَفِى سُورَةِ الدُّخَانِ سِرًّا قَدْ اُحْكِمَتْ
وَفِى سُورَةِ الدُّخَانِ سِرًّا قَدْ اُحْكِمَتْ
Okunuşu: Bi qâfin ve nûnin šumme ĥâmîmin bá’dehâ / Ve bi sûretid dûħâni fîhâ sirrân qad uĥkimet
Anlamı: Kaf, nun, ve ha mim ile bu himayeyi gerçekleştir. Ve bir de Duhan suresiyle ki onda muhkem kılınmış bir sır vardır.
56
بِاَلِفٍ وَلَامٍ وَالنِّسَٓاءْ وَعُقُودِهَا
وَفِى سُورَةِ الْاَنْعَامِ وَالنُّورِ نُوِّرَتْ
وَفِى سُورَةِ الْاَنْعَامِ وَالنُّورِ نُوِّرَتْ
Okunuşu: Bi elifin ve lâmin ven nisâ ve úqûdihâ / Ve fî suretil en’ámi ven nûri nuvvirat
Anlamı: Elif lam ile Nisa, Maide, En’am ve nurlu kılınmış Nur sureleri hurmetine
57
وَاَلِفٍ وَلَامٍ ثُمَّ رَٓاءٍ بِسِرِّهَا
عَلَوْتُ بِنُورِ اْلاِسْمِ مِنْ كُلِّ مَا جَنَتْ
عَلَوْتُ بِنُورِ اْلاِسْمِ مِنْ كُلِّ مَا جَنَتْ
Okunuşu: Ve elifin ve lâmin šumme râin bi sirrihâ / Álevtu bi nûril ismi min kulli mâ cenet
Anlamı: Elif lam ra sırrı ve isminin nuruyla, işlediğim her günahtan vazgeçerek yükseldim.
58
وَاَلِفٍ وَلَامٍ ثُمَّ مِيمٍ وَرَٓائِهَا
اِلٰى مَجْمَعِ الْاَرْوَاحِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ
اِلٰى مَجْمَعِ الْاَرْوَاحِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ
Okunuşu: Ve elifin ve lâmin šumme mîmin ve râihâ / İlâ mecmeíl ervâĥi ver rûĥi qad álet
Anlamı: Elif lam mim ra ile yüce olan ruhaniler ve melekler meclisine yükseldim - (DİKKAT: Metin kaymış olabilir, kaynak ile kontrol edilebilir ama sağlanan metni kullanıyorum)
59
بِسِرِّ حَوَامِيمِ الْكِتَابِ جَمِيعِهَا
عَلَيْكَ بِفَضْلِ النُّورِ يَا نُورُ اُقْسِمَتْ
عَلَيْكَ بِفَضْلِ النُّورِ يَا نُورُ اُقْسِمَتْ
Okunuşu: Bi sirri ĥavâmîmil kitâbi cemîíhâ / Áleyke bi fađlin nûri yâ nûru uqsimet
Anlamı: Kuran-i Hakim’de Hâ Mim’lerin sırrı hürmetine, beni her türlü nurun kaynağı olan Nur isminin fazlına ve tecellisine mahzar eyle.
60
بِعَمَّ عَبَسَ وَالنَّازِعَاتِ وَطَارِقٍ
وَفِى وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ وَزُلْزِلَتْ
وَفِى وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ وَزُلْزِلَتْ
Okunuşu: Bi ámme ábese ven nâziáti ve ŧâriqin / Ve fî ves semâi žâtil burûci ve zulzilet
Anlamı: Amme, Abese, Naziat, Tarık, Vessemai zatil buruci ve Zilzal sureleri hurmetine,
61-70. Beyitler (Devam)
61
بِحَقِّ تَبَارَكَ ثُمَّ نُونٍ وَسَٓائِلٍ
وَفِى سُورَةِ التَّهْمِيزِ وَالشَّمْسِ كُوِّرَتْ
وَفِى سُورَةِ التَّهْمِيزِ وَالشَّمْسِ كُوِّرَتْ
Okunuşu: Bi ĥaqqi tebâreke šumme nûnin ve sâilin / Ve bi sûretit tehmîzi veş şemsi kuvvirat
Anlamı: Tebareke, Nun, Seele Sâilun, Tehmiz (Hümeze), İzeşşemsu kuvvirat sureleri hakkı için
62
وَبِالذَّارِيَاتِ الذَّرِّ وَالنَّجْمِ اِذْ هَوٰى
وَبِاقْتَرَبَتْ لِىَ اْلاُمُورُ تَقَرَّبَتْ
وَبِاقْتَرَبَتْ لِىَ اْلاُمُورُ تَقَرَّبَتْ
Okunuşu: Ve biž žâriyâtiž žervâ ven necmi ižâ hevâ / Ve biqterabet liyel umûru teqarrebet
Anlamı: Zariyat, Necm ve Kamer sureleri hürmetine işlerim bana kolaylaşsın.
63
وَبِ سُوَرِ الْقُرْاٰنِ حِزْباً وَاٰيَةً
عَدَدَ مَا قَرَاَ الْقَارِي وَمَا قَدْ تَنَزَّلَتْ
عَدَدَ مَا قَرَاَ الْقَارِي وَمَا قَدْ تَنَزَّلَتْ
Okunuşu: Ve bi suveril Qur’âni ĥizben ve âyeten / Ádede mâ qarael qârî ve mâ qad tenezzelet
Anlamı: Hizb hizb, ayet ayet, okuyucuların okudukları ve inmiş olanlar adedince kur’an sureleri hakkı için.
64
فَاَسْئَلُكَ يَا مَوْلَاىَ فِى فَضْلِكَ الَّذِى
عَلٰى كُلِّ مَٓا أَنْزَلْتَ كُتْبًا تَفَضَّلَتْ
عَلٰى كُلِّ مَٓا أَنْزَلْتَ كُتْبًا تَفَضَّلَتْ
Okunuşu: Fe es’eluke yâ Mevlâye fî fađlikelležî / Álâ kulli mâ enzelte kutben tefeđđalet
Anlamı: Ey Mevlam! Kendisine kitap indirdiğin her peygambere ihsanda bulunan fazlını diliyorum.
65
بَاٰهِيًّا شَرَاهِيًّا اَذُونَاىِ صَبْوَةٍ
اَصْبَاوُثٍ اٰلِ شَدَّاىَ اَقْسَمْتُ بِطَيْطَغَتْ
اَصْبَاوُثٍ اٰلِ شَدَّاىَ اَقْسَمْتُ بِطَيْطَغَتْ
Okunuşu: Bi êhiyyân şerâhiyyan ežûnâyî śabvetin / Eśbâvušin âli şeddâye aqsemtu bi ŧayŧağat
Anlamı: Ey Hayy ve Kayyum olan Allah’ım Sen’in her şeye gücü yeten ve kudretiyle bütün varlık alemini kuşatan Kadir ve Cebbar isimlerinin üzerine kasem ve yemin ederek sana yalvarıyorum
66
بِسِرِّ بَدُوحٍ اَجْهَزَطٍ بَطَدٍ زَهَجٍ
بِوَاحِ الْوَحَا بِالْفَتْحِ وَالنَّصْرِ اَسْرَعَتْ
بِوَاحِ الْوَحَا بِالْفَتْحِ وَالنَّصْرِ اَسْرَعَتْ
Okunuşu: Bi sirri budûĥin echezeŧin beŧadin zehecin / Bi vâĥil ve ĥâ bil fetĥi ven naśri esraát
Anlamı: Ey Allamü’l-Ğuyub olan Allah’ım Fetih kapılarını ve gayb alemlerinin sırlarını açan Fettah isminin nuruyla ve Sen’in inayetinle fetihler nasip olur
67
بِنُورِ فَجَشٍ مَعَ ثَظْخَزٍ يَا سَيِّدِى
وَبِاْلاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ
وَبِاْلاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتْ
Okunuşu: Bi nûri feceşin meá šeźħazin yâ seyyidî / Ve bil âyâtil kubrâ eminnî minel fecet
Anlamı: Ya Seyyid’im Varlık ve birliğini güçlü delillerle ispat eden Ayetü’l Kübra’daki hakikatlerin nuruyla beni her türlü felaket ve tehlikelerden emin kıl
68
بِحَقِّ فَقَجٍ مَعَ مَخْمَةٍ يَٓا إِلٰهَنَا
بِاَسْمَٓائِكَ الْحُسْنٰى اَجِرْنِي مِنَ الشَّتَتْ
بِاَسْمَٓائِكَ الْحُسْنٰى اَجِرْنِي مِنَ الشَّتَتْ
Okunuşu: Bi ĥaqqi feqacin meá meħmetin yâ ilâhenâ / Ve bi esmâikel ĥusnâ ecirnî mineş şetet
Anlamı: Ey İlah’ımız Fettah ve Rezzak isimlerinin hürmetine ve Esma-i Hüsna diye tarif edilen bütün güzel isimlerinin hakkı için beni dağınıklık ve perişaniyetten kurtar
69
حُرُوفٌ لِبَهْرَامٍ عَلَتْ وَتَشَامَخَتْ
وَاسْمُ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ
وَاسْمُ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ
Okunuşu: Ĥurûfun li behrâmin álet ve teşâmeħat / Ve ismu áśâ Mûsâ bihiź źulmetun celet
Anlamı: O harfler merih yıldızı gibi yüksek ve alidir. Asayı Musa ismiyle karanlıklar dağılır.
70
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ اِلَيْكَ بِسِرِّهَا
تَوَسُّلَ ذِى ذُلٍّ بِهِ النَّاسُ اهْتَدَتْ
تَوَسُّلَ ذِى ذُلٍّ بِهِ النَّاسُ اهْتَدَتْ
Okunuşu: Tevesseltu yâ Rabbi ileyke bi sirrihâ / Tevessule žî žullin bihin nâsu ihtedet
Anlamı: Bunların sırrıyla sana vesile ediyorum. Bu insanların onunla hidayete erdiği mütevazi birinin tevessülü gibi olsun.
71-80. Beyitler (Devam)
71
حُرُوفٌ بِمَعْنَاهَا لَهَا الْفَضْلُ شُرِّفَتْ
مَدَى الدَّهْرِ وَالْاَيَّامِ يَا رَبِّ انْحَنَتْ
مَدَى الدَّهْرِ وَالْاَيَّامِ يَا رَبِّ انْحَنَتْ
Okunuşu: Ĥurûfun bi má’nâhâ lehâl fađlu şurrifet / Medâd dehri vel eyyâmi yâ rabbi inĥanet
Anlamı: Ey merhametli rabbim! Bunlar öyle harflerdir ki, manaları sebebiyle çağlar boyu üstünlük kendilerine bahşedilmiş ve yüceltilmişlerdir.
72
دَعَوْتُكَ يَٓا اَللّٰهُ حَقًّا وَإِنَّنِي
تَوَسَّلْتُ بِاْلاٰيَاتِ جَمْعًا بِمَا حَوَتْ
تَوَسَّلْتُ بِاْلاٰيَاتِ جَمْعًا بِمَا حَوَتْ
Okunuşu: Deávtuke yâ Allâhu ĥaqqân ve innenî / Tevesseltu bil âyâti cem’án bi mâ ĥavet
Anlamı: Ey Allahım! Gerçekten bütün ayetler ve ihtiva ettikleriyle sana tevessülde bulunarak yalvardım.
73
فَتِلْكَ حُرُوفُ النُّورِ فَاجْمَعْ خَوَٓاصَّهَا
وَحَقِّقْ مَعَانِيهَا بِهَا الْخَيْرُ تُمِّمَتْ
وَحَقِّقْ مَعَانِيهَا بِهَا الْخَيْرُ تُمِّمَتْ
Okunuşu: Fe tilke ĥurûfun nûri fêcmé’ ħavaśśahâ / Ve ĥaqqiq meânîhâ bihâl ħayru tummimet
Anlamı: İşte o nur harflerinin havasını bende topla, Her türlü hayrın sayelerinde tamamlandığı manalarını gerçekleştir.
74
وَاُحْضِرَنِي عَوْنًا خَدِيمًا مُسَخَّراً
طُهَيْمَفْيَٓائِيلُ بِهِ الْكُرْبَتُ انْجَلَتْ
طُهَيْمَفْيَٓائِيلُ بِهِ الْكُرْبَتُ انْجَلَتْ
Okunuşu: Ve uĥđiranî avnân ħadîmân museħħarân / Ŧuheymefyâîlu bihil kurbetun celet
Anlamı: Bana itaat eden yardımcı bir hizmetçi gönder. Onunla sıkıntım ortadan kalksın.
75
فَسَخِّرْ لِى فِيهَا خَدِيماً يُطِيعُنِي
بِفَضْلِ حُرُوفِ اُمِّ الْكِتَابِ وَمَا تَلَتْ
بِفَضْلِ حُرُوفِ اُمِّ الْكِتَابِ وَمَا تَلَتْ
Okunuşu: Fe seħħirlî fîhâ ħadîmân yuŧiúnî / Bi fađli ĥurûfi ummil kitâbi ve mâ telet
Anlamı: Ümmül kitab ve onu takip edenler hürmetine bu konuda bana itaat edecek bir hizmetçi musahhar kıl.
76
وَاَسْئَلُكَ يَا مَوْلَاىَ فِى اِسْمِكَ الَّذِى
بِهِ اِذَا دُعِىَ جَمْعُ اْلاُمُورِ تَيَسَّرَتْ
بِهِ اِذَا دُعِىَ جَمْعُ اْلاُمُورِ تَيَسَّرَتْ
Okunuşu: Ve es’eluke yâ Mevlâye fî ismikelležî / Bihi ižâ duíye cem’úl umûri teyesserat
Anlamı: Ey Mevlam! Kendisiyle çağrıldığında bütün işlerin kolaylaştığı isminle sana yalvarıyorum.
77
إِلٰهِى فَارْحَمْ ضَعْفِى وَاغْفِرْلِى زَلَّتِى
بِمَا قَدْ دَعَتْكَ الْاَنْبِيَٓاءُ وَتَوَسَّلَتْ
بِمَا قَدْ دَعَتْكَ الْاَنْبِيَٓاءُ وَتَوَسَّلَتْ
Okunuşu: İlâhî fêrĥam đá’fî vâğfirlî zelletî / Bimâ qad deátkel enbiyâu ve tevesselet
Anlamı: İlahi! Peygamberlerin sana yaklaşmak için vesile ettikleri şeyler hürmetine zayıflığıma merhamet et. Günahlarımı ve kaymalarımı bağışla.
78
اَيٰا خَالِق۪ى يَا سَيِّدِى اِقْضِ حَاجَتِى
اِلَيْكَ اُمُورِي يَٓا اِلٰهِى تَسَلَّمَتْ
اِلَيْكَ اُمُورِي يَٓا اِلٰهِى تَسَلَّمَتْ
Okunuşu: E yâ ħâliqî yâ seyyidî iqđi ĥâcetî / İleyke umûri yâ ilâhi tesellemet
Anlamı: Ey yaratıcım ve seyyidim! Ihtiyacımı yerine getir! Işlerim sana havaledir.
79
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ اِلَيْكَ بِاَحْمَدَا
وَاَسْمَٓائِكَ الْحُسْنَى الَّتِى هِىَ جُمِّعَتْ
وَاَسْمَٓائِكَ الْحُسْنَى الَّتِى هِىَ جُمِّعَتْ
Okunuşu: Tevesseltu yâ Rabbi ileyke bi Aĥmedâ / Ve esmâikel ĥusnâlletî hiye cummiát
Anlamı: Yâ Rabbi! Ahmed’i ve burada cemedilen güzel isimlerini şefaatçi kılarak senden niyaz ediyorum.
80
فَجُدْ وَاعْفُ وَاصْفَحْ يَٓا اِلٰهِى بِتَوْبَةٍ
عَلٰى عَبْدِكَ الْمِسْكِينِ مِنْ نَظْرَةٍ عَبَتْ
عَلٰى عَبْدِكَ الْمِسْكِينِ مِنْ نَظْرَةٍ عَبَتْ
Okunuşu: Fe cud vé’fû vâśfeĥ yâ ilâhî bi tevbetin / Álâ ábdikel miskîni min neźratin ábet
Anlamı: Yâ İlahi! yersiz bir bakışa kadar tüm hatalarımdan tevbe etmeyi şu miskin kuluna lütfeyle ve hatasından geç.
81-90. Beyitler (Devam)
81
وَوَفِّقْنِي لِلْخَيْرِ وَالصِّدْقِ وَالتُّقٰى
وَاَسْكِنَّنِى الْفِرْدَوْسَ مَعَ فِرْقَةٍ عَلَتْ
وَاَسْكِنَّنِى الْفِرْدَوْسَ مَعَ فِرْقَةٍ عَلَتْ
Okunuşu: Ve veffiqnî lil ħayri veś śıdqi vet tuqâ / Ve eskinnenîl firdevse meá firqatin álet
Anlamı: Beni hayır ihlas ve takvaya muvaffak kıl ve yüce toplulukla birlikte beni firdevs cennetine yerleştir.
82
وَكُنْ بِى رَؤُفًا فِى حَيَاتِى وَبَعْدَمَا
اَمُوتُ وَاَلْقٰى ظُلْمَةَ الْقَبْرِ انْجَلَتْ
اَمُوتُ وَاَلْقٰى ظُلْمَةَ الْقَبْرِ انْجَلَتْ
Okunuşu: Ve kun bî raûfân fî ĥayâtî ve bá’demâ / Emûtu ve elqâ źulmetel qabri incelet
Anlamı: Hayatımda da, ölüp kabrin karanlığına vardığımda da bana merhametli ol ve böylece o karanlık nura açılsın.
83
وَفِى الْحَشْرِ بَيِّضْ يَٓا إِلٰهِى صَحِيفَتِى
وَثَقِّلْ مَوَازِينِي بِلُطْفِكَ اِنْ خَفَّتْ
وَثَقِّلْ مَوَازِينِي بِلُطْفِكَ اِنْ خَفَّتْ
Okunuşu: Ve fîl ĥaşri beyyiđ yâ ilahî śaĥifetî / Ve šeqqil mevâzînî bi lutfike in ħaffet
Anlamı: Yâ İlahi, ne olur mahşerde amel sahifemi lutfunla ak eyle! Eğer hafif gelecek olursa sevap terazimi ağırlaştır.
84
وَجَوِّزْنِي حَدَّ الصِّرَاطِ مُهَرْوِلاً
وَاحْمِنِي مِنْ حَرِّ نَارٍ وَمَا حَوَتْ
وَاحْمِنِي مِنْ حَرِّ نَارٍ وَمَا حَوَتْ
Okunuşu: Ve cevviznî ĥaddaś śirâŧi muhervilâ(n) / Ve eĥmimî min ĥarri nârin ve mâ ĥavet
Anlamı: Beni keskin sırat köprüsünden koşarak geçir ve o büyük cehennem ateşinden ve içindekilerden koru.
85
وَسَامِحْنِي مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ جَنَيْتُهُ
وَاغْفِرْ خَطِيئَاتِى الْعِظَامَ وَاِنْ عَلَتْ
وَاغْفِرْ خَطِيئَاتِى الْعِظَامَ وَاِنْ عَلَتْ
Okunuşu: Ve sêmiĥnî min kulli ženbin ceneytuhu / Veğfir ħaŧîatil íźâme ve in álet
Anlamı: İşlediğim her günahtan dolayı beni affet. Çok da olsa büyük günahlarımı bağışla.
86
فَيَا حَامِلَ اْلاِسْمِ الَّذِى جَلَّ قَدْرُهُ
تَوَقّٰى بِهِ كُلَّ اْلاُمُورِ تَسَلَّمَتْ
تَوَقّٰى بِهِ كُلَّ اْلاُمُورِ تَسَلَّمَتْ
Okunuşu: Fe yâ ĥamilel ismilleži celle qadruhu / Teveqqâ bihî kullel umûri tesellemet
Anlamı: Ey kadri yüce ismi taşıyan! Bütün tehlikeli işlerden kurtuldun ve selamete erdin!
87
فَقَاتِلْ وَلَا تَخْشَ وَحَارِبْ وَلَا تَخَفْ
وَدُسْ كُلَّ اَرْضٍ بِالْوُحُوشِ تَعَمَّرَتْ
وَدُسْ كُلَّ اَرْضٍ بِالْوُحُوشِ تَعَمَّرَتْ
Okunuşu: Fe qâtil ve lâ teħşe ve ĥârib ve lâ teħaf / Ve dus kulle erđin bil vuĥûşi teámmerat
Anlamı: Öldür, korkma! Harbet, çekinme! Vahşi ve yırtıcı hayvanlarla dolu her yere gir!
88
وَاَقْبِلْ وَلَا تَهْرَبْ وَخَاصِمْ مَنْ تَشَٓاءُ
وَلَا تَخْشَ بَاْسًا لِلْمُلُوكِ وَلَوْ حَوَتْ
وَلَا تَخْشَ بَاْسًا لِلْمُلُوكِ وَلَوْ حَوَتْ
Okunuşu: Ve eqbil ve lâ tehrab ve ħâśim men teşâ(u) / Ve lâ teħşe be’sên lil mulûki velev ĥavet
Anlamı: Saldır, kaçma! Dilediğin düşmanla mücadele et! Dört bir yanını kuşatmış olsa da hiç bir melikin gücünden korkma!
89
فَلَا حَيَّةٌ تَخْشٰى وَلَا عَقْرَبٌ تَرٰى
وَلَا اَسَدٌ يَأْتِى اِلَيْكَ بِهَمْهَمَتْ
وَلَا اَسَدٌ يَأْتِى اِلَيْكَ بِهَمْهَمَتْ
Okunuşu: Fe lâ ĥayyetun teħşâ ve lâ áqrabun terâ / Ve lâ esedun ye’tî ileyke bi hemhemet
Anlamı: Ne bir yılandan korkarsın, ne de bir akrep görürsün. Ne de bir aslan gürleyerek sana gelir!
90
وَلَا تَخْشَ مِنْ سَيْفٍ وَلَا طَعْنِ خَنْجَرٍ
وَلَا تَخْشَ مِنْ رُمْحٍ وَلَا شَرٍّ أَسْهَمَتْ
وَلَا تَخْشَ مِنْ رُمْحٍ وَلَا شَرٍّ أَسْهَمَتْ
Okunuşu: Ve lâ teħşe min seyfin ve lâ ŧá’ni ħancerin / Velâ teħşe min rumĥin ve lâ şerrin eshemet
Anlamı: Ne bir kılıçtan, ne bir hançerin yaralamasından, ne bir mızraktan ve ne ortalığı almış şerden korkma!
91-100. Beyitler (Devam)
91
جَزَا مَنْ قَرَا هٰذَا شَفَاعَةُ اَحْمَدَا
وَيُحْشَرُ فِى الْجَنَّاتِ مَعَ حُورٍ صُفِّفَتْ
وَيُحْشَرُ فِى الْجَنَّاتِ مَعَ حُورٍ صُفِّفَتْ
Okunuşu: Cezâ men qarâ hâžâ şefâátu Aĥmedâ / Fe yuĥşeru fîl cenneti meá ĥûrin śuffifet
Anlamı: Bunu okuyanın mükafatı, Ahmed’in şefaatidir. Saf saf dizilmiş hurilerle cennete toplanır.
92
وَاعْلَمْ بِاَنَّ الْمُصْطَفٰى خَيْرُ مُرْسَلٍ
وَاَفْضَلُ خَلْقِ اللّٰهِ مَنْ قَدْ تَفَرَّقَتْ
وَاَفْضَلُ خَلْقِ اللّٰهِ مَنْ قَدْ تَفَرَّقَتْ
Okunuşu: Ve á’lem bi ennel Muśŧafâ ħayru murselin / Ve efđalu ħalqillâhi men qad teferraqat
Anlamı: Bil ki Mustafa en üstün peygamberdir. Allahın yeryüzüne yayılmış kullarının en faziletlisidir.
93
وَصَدِّرْ بِهِ مِنْ جَاهِهِ كُلَّ حَاجَةٍ
وَسَلْهُ لِكَىْ تَنْجُوَ مِنَ الْجَوْرِ وَالطَّغَتْ
وَسَلْهُ لِكَىْ تَنْجُوَ مِنَ الْجَوْرِ وَالطَّغَتْ
Okunuşu: Ve śaddir bihî min câhihî kulle ĥâcetin / Ve selhu likey tencû ve minel cevri veŧ ŧağat
Anlamı: Yüce şanından dolayı her dileğinin başında onu an. Onu şefaatçi et ki zulüm ve tecavüzden kurtulasın.
94
وَصَلِّ اِلٰهِى كُلَّ يَوْمٍ وَسَاعَةٍ
عَلَى الْمُصْطَفَى الْمُخْتَارِ مَا نَسْمَةٌ سَمَتْ
عَلَى الْمُصْطَفَى الْمُخْتَارِ مَا نَسْمَةٌ سَمَتْ
Okunuşu: Ve śalli ilâhî kulle yevmin ve sâátin / Álâl Muśŧafâl muħtâri mâ nesmetun semet
Anlamı: Yâ ilahi! Her gün, her an ve bir rüzgar kıpırdadıkça o seçkin Mustafa’ya salat eyle.
95
وَصَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ وَاْلاٰلِ كُلِّهِمْ
كَعَدِّ نَبَاتِ الْاَرْضِ وَالرِّيحِ مَا سَرَتْ
كَعَدِّ نَبَاتِ الْاَرْضِ وَالرِّيحِ مَا سَرَتْ
Okunuşu: Ve śalli álâl muħtâri vel âli kullihim / Ke áddi nebâtil arđi ver rîĥi mâ seret
Anlamı: O seçilmişe ve bütün aline yeryüzünün bitkileri ve kıyamete kadar esen rüzgar adedince salat eyle.
96
وَصَلِّ صَلَاةً تَمْلَأُ الْاَرْضَ وَالسَّمَٓاءَ
كَوَبْلِ غَمَامٍ مَعَ رُعُودٍ تَجَلْجَلَتْ
كَوَبْلِ غَمَامٍ مَعَ رُعُودٍ تَجَلْجَلَتْ
Okunuşu: Ve śalli śalâten temleul arđe ves semâ(e) / Kevebli ğamâmin meá ruúdin tecelcelet
Anlamı: Parıldayan şimşeklerle birlikte bulutlardan dökülen yağmurlar adedince ve yeri göğü dolduracak kadar salat eyle.
97
فَيَكْفِيكَ اَنَّ اللّٰهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ
وَاَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَسَلَّمَتْ
وَاَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَسَلَّمَتْ
Okunuşu: Fe yekfîke ennellâhe śallâ bi nefsihî / Ve emlâkehu śallat áleyhi ve sellemet
Anlamı: Bizzat Allahın ve meleklerinin ona salat ve selam getirmesi sana yeter.
98
وَسَلِّمْ عَلَيْهِ دَٓائِمًا مُتَوَسِّلاً
مَدَى الدَّهْرِ وَالْاَيَّامِ مَا شَمْسٌ أَشْرَقَتْ
مَدَى الدَّهْرِ وَالْاَيَّامِ مَا شَمْسٌ أَشْرَقَتْ
Okunuşu: Ve sellim áleyhi dâimân mutevessilâ(n) / Medâd dehri vel eyyâmi mâ şemsun eşreqat
Anlamı: Yıllar ve günler sürdükçe ve güneş ışık saçmaya devam ettikçe, sürekli olarak ona selam et..
99
وَسَلِّمْ عَلَى الْاَطْهَارِ مِنْ اٰلِ هَاشِمٍ
عَدَدَ مَا حَجَّ الْحَجِيجُ وَسَلَّمَتْ
عَدَدَ مَا حَجَّ الْحَجِيجُ وَسَلَّمَتْ
Okunuşu: Ve sellim álâl eŧhâri min âli hâşimin / Ádede mâ ĥaccel ĥacîcu ve sellemet
Anlamı: Ali Haşimden o paklara, hacılar kabeyi ziyaret edip onu selamlamaları adedince selam eyle!
100
وَارْضَ يَٓا اِلٰهِى عَنْ اَبِى بَكْرٍ مَعَ عُمَرَ
وَارْضَ عَلٰى عُثْمَانَ مَعَ حَيْدَرِ الثَّبَتْ
وَارْضَ عَلٰى عُثْمَانَ مَعَ حَيْدَرِ الثَّبَتْ
Okunuşu: Vêrđe yâ ilâhî án Ebî Bekrin meá Umera / Vêrđe álâ Úšmâne meá Ĥaydariš šebet
Anlamı: Yâ ilahi! Ebu Bekir ve Ömerden, Osman ve Haydar’dan da razı ol.
101-102. Beyitler (Son)
102
هٰذِهِ اَقْوَالُ ابْنِ عَمِّ مُحَمَّدٍ
عَلِيٍّ قَدْ جَمَعَ فِيهَا لِلْوَرٰى عُلُومٍ وَ خَبَرَتْ
عَلِيٍّ قَدْ جَمَعَ فِيهَا لِلْوَرٰى عُلُومٍ وَ خَبَرَتْ
Okunuşu: Hâzihi aqvâlu ibni ammi Muĥammedin / Aliyyin qad cema'a fîhâ lil verâ ulûmin ve ĥaberat
Anlamı: Bu Hz. Muhammed'in amcasının oğlu Ali'nin sözleridir. Onda mahlukat için ilimlerin özü ve sırrı toplanmıştır.